Yeni Ekonomi ile Ne Öneriyoruz?

1. Ekonomi Dönemleri ve Toplumsal Değişme

Ekonomi tarihi dört temel dönemden oluşmaktadır: Doğal Ekonomi Dönemi, Tarım Ekonomisi Dönemi, Sanayi Ekonomisi Dönemi ve Yeni Ekonomi Dönemi. Her dönem, birkaç kriterin yerine getirilmesi ile atlanan birer evre değil, yüzyıllar boyunca süren ve her ülkede farklı zamanda etkileri görülen toplumsal dönemlerdir. Albert Einstein’ın fizik kuramlarına ortaya koyduğu her şeyin birbirine bağlı olması durumu, ekonomi ve toplum hayatı için de geçerlidir.

Tohumun toprağa atılması ile avcı ve toplayıcı, yerleşik olmayan ekonomi düzeninden tarım ekonomisine geçildi. Tarım ekonomisi döneminde toplumsal evre coğrafi faktörler tarafından belirlenmiştir. Jared Diamond’ın Tüfek, Mikrop ve Çelik isimli kitap ve belgesel serisinde işlemiş olduğu iklim, toprak, bölgesel gıda ürünleri ve hayvan ırkları gibi faktörler gelişmişliğin de belirleyicisi olmuştur. Bereketli hilalin önemi, İspanyolların Latin Amerika hakimiyeti, Yeni Gine’nin geri kalması, İnkaların yok oluşu, Ümit Burnunun gelişmesi ama iç bölgelerin geri kalması ve dünya üzerindeki birçok gelişme yerleşimden doğrudan etkilendi.

Batı Medeniyeti uzun bir tarihsel süreç içerisinde oluştu. Bunu, Prof. Dr. Sadettin Ökten, “Aydınlanma çok uzun süre yoğurulan bir hamur.” şeklinde ifade eder. Orta Çağ karanlığı yaşayan Avrupa, on dördüncü yüzyılda başlayan ve neredeyse beş asır süren bir süreç yaşadı. İnsanlar, bunları bir sistematik ile modern olmak için yapmıyordu, yaşam koşulları içinde entelektüel, sosyal ve politik değişimler zorunlu hale geliyordu. Kilise baskısına karşı direnç Rönesans ve hümanizm tartışmalarını doğurdu. Coğrafi keşifler başladı, Reform hareketleri gerçekleşti. Dinde ayrışma nedeniyle Protestanlık mezhebi ve ahlakı ortaya çıktı. Sömürgecilik, ticaret ve bankacılık güçlendi. Kapitalizm ortaya çıktı, din savaşları yapıldı. Bilim devrimi, Fransız İhtilali, sanayi devrimi, milliyetçilik hareketleri ve imparatorlukların yerini ulus devletlerin alışı, kilise etkisinin azalışı gibi süreçler yaşandı. Demokratik talepler geniş halk kitleleri tarafından ortaya konuldu ve kazanımlar için ağır bedeller ödendi.

Sanayi Ekonomisi Dönemi, Batı Medeniyetinin Doğu Medeniyetlerinin önüne geçtiği bir dönem olarak da karşımıza çıkıyor. Bu nedenle Türkiye, ortaya koyacağı görüşleri ve atacağı adımları yeni bir medeniyet tasavvuru ortaya çıkarma gayreti ile de tasarlamalıdır.

Sanayi Ekonomi Dönemini Almanlar dört ana döneme ayırdılar ve 2011 yılında Hannover Fuarında bunu kamuoyu ile paylaştılar. Birinci evre olarak buhar makinesinin icadı kabul edildi, son evre olarak da siber fiziksel sistemler üzerine yoğunlaşan, Endüstri 4.0 veya Dördüncü Sanayi Devrimi şeklinde ifade edilen dönem ve 2020 hedefleri ortaya konuldu. Türkiye’nin Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında olduğu ifade ediliyor. Yeni Ekonomi Dönemi, Endüstri 3.0, 4.0 ve sonrasını kapsayan döneme denk geliyor. Bilgisayarların kişisel ve kurumsal kullanıma açılması ile 1970’lerde başlayan bu dönem, Sanayi Ekonomisi Döneminden birçok alanda ciddi farklılar içeriyor

2. Üretimin Dönüşümü

İnsan gücüne dayalı üretim, yerini endüstriyel robotların kullanıldığı döneme bırakıyor. Ucuz iş gücü nedeniyle üretimlerini Çin, Hindistan, Bulgaristan, Çekya gibi ülkelere kaydıran birçok şirket, endüstriyel robotlar ile yapılan üretimin daha az maliyetli olması nedeniyle fabrikalarını ülkelerine taşıyor. Sonraki aşamada üç ve dört boyutlu yazıcıların evlerde kullanımının yaygınlaşmasıyla birçok endüstriyel üretim tesisi kapanacak, ürünler evlerde tekil ve kişiselleştirilebilir şekilde üretilir hale gelecek. Böylece yazılımlar ve tasarımlar alınıp satılacak ve perakende lojistik sektörü önem kazanacak. Kendini onaran sistem ve yazılımlar ile teknik servislerin sonu gelirken, geri dönüşümün yerini üretirken verimlilik alıyor. Türkiye endüstriyel robotlarla üretim ve yeni baskı teknolojilerinde erken dönemde. Bu sürecin teşvik politikaları ile hızlandırılması ve ortaya çıkacak olan mavi yakalı işsizliği için önlemler geliştirilmesi gerekiyor.

3. Ne Üretelim?

3.1. Sanayi ve Yeni Ekonomi Yatırımları

Türkiye’de işsizlik oranları yukarıya doğru gidiyor, genç işsizliği %24,5 seviyesine ulaşmış durumda. İşsizlik özel olarak ele alınıp incelenmeli ve çözüm yolları üretilmeli. Türkiye büyüyor ancak büyüme oranları işsizliği azaltmıyor. Bunun temel gerekçesi, büyümenin gelmiş olduğu alanların istihdam üretmemesidir. Türkiye’nin büyüme oranlarının yarıdan fazlası inşaat ve yan sektörlerinden geliyor. İnşaat sektöründeki yüksek rant, sermayesi olan herkesi bu alana yönlendiriyor. Çünkü, kısa vadede bu kadar yüksek getiri elde edilebilecek bir başka sektör bulunmuyor. Yakın bir zamana kadar konuttan elde edilen getiri vatandaşlar düzeyinde faiz oranlarından daha yüksekti. Bu nedenle de elinde sermayesi olan vatandaş iş kurmak veya parasını bankaya yatırmak yerine konut almayı tercih ediyordu. Birçok vatandaşımız da uzun vadeli borçlanarak ev sahibi oldu. Bu durum, istihdam ve sermaye birikimini olumsuz etkiliyor. İnşaat sektörüne rant vergisi uygulanması, sanayi ve yeni ekonomi işlerinin teşvik edilmesi neticesinde istihdam ve katma değer üretilebilecektir.

Yeni ekonomi işleri yüksek katma değer oluşturmaktadır. Piksel tabanlı bir madencilik oyunu olan Minecraft 2014 yılında 2,5 milyar dolara satıldı. Bu rakam, Türkiye’nin yıllık maden üretiminden daha fazladır. Facebook, SMS’i internet ile kullanılabilir hale getiren ve aslında basit bir inovasyon olan WhatsApp’ı 19 milyar dolara satın aldı. Minecraft’ı satın alan Microsoft’un değeri 561 milyar dolar, Facebook’un değeri ise 492 milyar dolardır. Bir başka örnek de elektrikli araç üretimidir. Benzin/dizel ile çalışan araçlara alternatif araç arayışları Japonya ve ABD’de yoğunlaşmıştı, şimdi Alman devleri de topa giriyor. Modern bir girişimci kabul edebileceğimiz Elon Musk önce online ödeme sistemi PayPal’ı kurdu, sattıktan sonra oradan gelen para ile SpaceX projesini başlattı, proje ile uzaya gönderilen roketlerin sağlıklı şekilde geri gelebilmesi sağlandı. SolarCity projesi ile güneş enerjisinden elektrik üretimini sağladı. Tesla Motors ile elektrikli araçlar için yeni bir dönem açtı. Tesla Motors 2018 yılında 500 bin elektrikli araç üretmeyi planlarken, sadece Model 3 için verilen siparişler 500 bini aşmış durumda. Türkiye yenilikleri, yenilikçi kişileri, kurumları ve yüksek katma değer üreten işleri teşvik etmelidir.

Türkiye’de üretim, İstanbul ve çevresine toplanmıştır. Olası bir doğal felaket karşısında insanlarımız ve ekonomimiz savunmasız durumdadır. İstanbul, Ali Müfit Gürtuna’nın ifadesi ile 8 milyon kişiye göre planlanmıştır ve şu an en az iki katı insan yaşamaktadır. Riskleri ortadan kaldırmak ve insanlarımıza daha yaşanabilir bir ülke sunmak adına İstanbul’daki nüfusu kademeli ve gönüllü olarak farklı noktalara taşıyacak Türkiye genelinde bir milyonluk sekiz yeni şehir kurulmasını öneriyoruz. Bu sekiz şehrin lojistiğinin hava, demir ve deniz yolu ile güçlendirilmesi gerekiyor. Örneğin, Keşan-Uzunköprü (Edirne), Çarşamba-Terme (Samsun) ve Afyon farklı nedenlerle ekonomik ve kültürel kent tasarımı yapmak için uygun yerlerdir.

3.2. Patent Sayısını Artıran ARGE

2015 yılı verilerine göre Birleşik Devletlerde 288335, Güney Kore’de 167275, Japonya’da 258838 patent başvurusu yapılırken bu sayı Türkiye için sadece 5352’dir. Sadece Samsung veya IBM şirketlerinin yapmış olduğu patent başvurusu sayısı Türkiye’den daha fazladır. Yine aynı ülkelere bakıldığında tamamının yapmış oldukları ARGE harcamaları ve harcamaların GSMH’ye oranı Türkiye’den daha fazla. Dünyanın bilişim borsaları kabul edilen NASDAQ ve NSYE’de sadece Türk şirketi olarak Türkcell (NSYE) işlem görmektedir. Örneğin, sadece NASDAQ’da İsrail’de kurulmuş 92 şirket işlem görmektedir. Bunda İsrail’in GSMH’den ARGE yatırımlarına %4,1 ayırmasının önemli bir payı vardır. Türkiye ise GSMH’den ARGE’ye sadece %1’lik pay ayırmaktadır ve bu pay da verimli kullanılamamaktadır. Bütçeler sabit giderlere harcanmakta, birçok firma sistemin açıklarını kullanarak hiçbir şey üretmeden kaynakları kullanmaktadır. Askeri teknoloji üreten kamu kurumları çıkarıldığında Türkiye’nin ARGE’si neredeyse yok denecek seviyededir. Bu nedenle, kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları iş birliği ile ARGE’yi patente dönüştürecek politikalar uygulanmalıdır.

3.3. Uluslararası Markalar 

Uluslararası markalama düşünüldüğünde teknoloji ürün ve hizmetleri anlaşılıyor. Ancak markalaşan ve bugün bize ulaşan birçok şeyin çok az kısmı teknoloji ile ilişkili. Örneğin, her kahvaltıda görmeye alışık olduğumuz Nutella. Türkiye pazarına Kinder yumurta ile giren Ferrero, dünyadaki fındık tüketiminin %25’ini yapıyor, 22 bin çalışanı ile 11 milyar dolarlık değer üretiyor. Biz ise dünya genelinde %75’ini ürettiğimiz fındıktan 3,5 milyon çalışan ile Nutella’nın ürettiği değerin beşte birini (2,32 milyar dolar) üretiyoruz. Bunun temel nedeni, fındıkla ilgili borsaların Türkiye’de olmaması, yani fiyatının yurtdışında belirleniyor olması ve fındık kökenli markalar üretememiş olmamızdır. Bir başka örnek Harry Potter Ekonomisi dediğimiz şey. Kitapları, filmler, oyuncuları ve yan ürünleri ile 25 milyar dolarlık bir değer üretildi. Bu, müthiş bir planlama ve o planlamanın en önemli parçası olan uluslararası markalamanın başarısıdır.

4. Enerji Sistemleri

Ekonomideki dönüşüm enerji ihtiyaçları ve enerji kaynaklarını da doğrudan etkilemektedir. Sanayi Ekonomisi Döneminin enerji kaynağı olan nükleer enerji yerini beş temel yenilenebilir enerji türüne bırakmaktadır. Enerji ihtiyaçları doyuma ulaşan birçok gelişmiş ülke, kullanım süresi dolan nükleer enerji santrallerini kapatmayı tercih etmektedir. Yenilenebilir enerji türlerinden iki tanesi, rüzgâr ve güneş enerjisi ön plana çıkmaktadır. Şehirlerinde rüzgâr panelleri görülmeyen İngiltere, kuzeydeki deniz kullanımına kapalı alanlardan elde ettiği rüzgâr enerjisi ile 8,25 milyon evin (%30) enerji ihtiyacını karşılamaktadır. Almanya’da güneş enerjisi kullanım oranı nükleer enerjiyi geçmiştir. Güneşli gün sayısı az olan Almanya, off-shore sistemler vasıtası ile Afrika’nın kuzeyinde ürettiği enerjiyi Almanya’ya aktarmanın uğraşındadır. 8 Mayıs 2016’da güneşli hava ve kuvvetli rüzgâr nedeniyle Almanya’da enerji fiyatları negatife inmiş, devlet enerji kullananlara ücret ödemiştir.

Türkiye hem sanayileşen hem de bireysel enerji kullanımı artan olan bir ülke olduğu için artan enerji ihtiyacını karşılamak amacı ile nükleer santraller kurmaya çalışmaktadır. Bu santrallerin sayısı üç ile sınırlı tutulmalı ve kullanım süreleri sona erdiğinde kapatılmalıdır. Termik, nükleer ve hidroelektrik santraller yerine rüzgâr ve güneş enerjisi teşvik edilmelidir.

5. Temel Sermaye Girdileri

5.1. Entelektüel Sermaye

Entelektüel sermaye katma değer üretme, insanı ve doğayı koruma ve problem çözmeyi kapsamaktadır. Türkiye genel atmosferi gereği katma değerli ürün ve hizmet üretmekte zorlanmaktadır. Ancak mevcut potansiyel değerlendirilirse her ürün ve hizmete katma değer eklenebilir. İş kazaları, insanın canının kıymetsizliği, doğanın tahrip edilmesi göz önüne alındığında devletin koruyucu önlemler alarak şirketleri kar maksimizasyonundan kar optimizasyonuna yönlendirmesi gerekiyor. Türkiye’nin her alanda çözüm bekleyen ciddi problemleri vardır. Ancak yetişen nesiller problem çözme yeteneğinden yoksundur. PISA skorlarına göre, çocuklarımızın %2,2’si problem çözebilmektedir. Bu oran Türkiye’deki üstün zekalı çocuk oranından daha azdır. Yani eğitim sistemimiz üstün zekalı çocuğu bile problem çözemez hale getirmektedir. Rekabet ettiğimiz Japonya’da bu oran %22,3 iken Güney Kore’de %27,6’dır.

5.2. IT Yatırımları

Tüm iş süreçleri (muhasebe, finans, insan kaynakları, lojistik, üretim planlama, strateji geliştirme) bulut bilişim ve SaaS (hizmet olarak yazılım) modeli ile dijitale taşınmaktadır. Bilgi teknolojilerine olan yatırımın payı Birleşik Devletlerde 2008 itibari ile toplam yatırımlar içinde %50’yi geçmiştir. IT yatırımları sayesinde zamandan ve mekândan bağımsız iş yapma dönemi başlamıştır. Türkiye, IT yatırımlarını desteklerse aynı zamanda uluslararası ticaretini de desteklemiş olacaktır.

Paylaşım ekonomisi ile âtıl olan kapasiteler paylaşılmakta, kaynaklar verimli kullanılmaktadır. Türkiye ortak ARGE ve açık kaynak kodlu yazılım üzerine yoğunlaşmalıdır. Aynı ürün veya hizmeti üretmek için birçok firma eş zamanlı ARGE yapmaktadır, bunun yerine ortak ARGE merkezleri kurulmalı ve kalan kaynaklar yeni projeler için kullanılmalıdır. Aynısını açık kaynak kodlu yazılım için de düşünebiliriz. Geliştirilmiş kodları tekrar geliştirmenin bir gereği yoktur. Açık kaynak kodlu yazılım yaparak zaman ve kaynaklarımızı verimli kullanabiliriz.

6. Çalışma Hayatı

Çalışma şekilleri ve mekanları yeni ekonomi ile birlikte değişmektedir. Sanayi Ekonomi Dönemi uzmanlaşmaya önem veriyordu, günümüzde ise bir alanda uzmanlaşırken birden fazla disiplini de öğrenmek önem kazanıyor. Çalışma sürelerinin 3-4 yıla kadar düştüğü ülkemizde multidisipliner çalışma yeni iş bulma sürelerini de kısaltmaktadır. Yüksek sabit maliyetli plazaların yerini yaratıcılığın ve bağlantıların güçlendiği ortak çalışma alanları alıyor. 08.00-17.00 çalışma saatleri şirketlerin uluslararası hale gelmesi nedeniyle esniyor, günde sekiz saate dönüşüyor. Kamunun yeni çalışma koşullarına uygun şekilde çalışma hayatına dair değişiklikler yapması gerekiyor.

7. Dünya Düzeni

İyi uluslararası ilişkiler, uluslararası ticaretin gelişmesi, yani daha fazla ürün ve hizmet satabilmek, ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetleri en uygun maliyet, en uygun zaman ve yüksek kalitede tedarik edebilmek için gereklidir. Türkiye globale entegre olmada 140 ülke arasında 59. sıradadır. Türkiye’nin Kafkaslar, Balkanlar, Avrupa Birliği, İngiltere, Ortadoğu, Orta Asya, Birleşik Devletler, Uzak Doğu, Latin Amerika ve Kuzey Afrika ile ilişkilerini karşılıklı çıkarlar çerçevesinde yeniden değerlendirmesi gerekmektedir. Lobi faaliyetlerini güçlendirmek için bu ülkelerde dış işleri bürokratlarının sayı ve niteliklerinin artırılması, şirketlere kolaylıklar sağlanması, sivil toplumun desteklenmesi ve akademik ilişkilerin geliştirilmesi faydalı olacaktır. Düzelecek uluslararası ilişkiler ile Türkiye’nin ticaret hacmi artacak ve turizmi gelişecektir.

Fiziksel bankacılık ve nakit paranın sonu gelmektedir. Bitcoin gibi paranın küresel olarak dolaşabilecek yeni formları ortaya çıkmaktadır. Reel etkisi olan para birimlerinin sanal olarak da etkisini sürdüreceğini öngörebiliriz. Bu durum para politikalarını da doğrudan etkileyecektir.

Birleşmiş Milletlerde veto yetkisine sahip olan beş ülke vardır. Dünya yönetiminde Sanayi Ekonomi Döneminde ulus devletle birlikle sınırları net çizilen devletlerin yerini yavaş yavaş sınırları esnek şirketler almaktadır. Bilginin girdi olarak kullanıldığı bir ekonomik dönemde, bilgiye sahip olan Amazon, Apple, Facebook, Google, Microsoft gibi büyük ölçekli şirketlerin yeni bir beşli oluşturabileceği ve dünyaya yön verebileceği görülecektir. Bu nedenle, Türkiye yalnızca ülkelerle değil, bilgi üreten kurumlarla iyi diyalog ve iş birliği geliştirmelidir.

Ülkeler arası göç hareketleri geçiş noktasında bulunan Türkiye’yi doğrudan etkilemektedir. Suriye’deki savaş ve istikrarsızlık ortamı nedeniyle Türkiye’ye gelen sığınmacıların bir kısmı Suriye’de sorunlar çözülse dahi ülkelerine dönmeyeceklerdir. Bu nedenle, Türkiye sığınmacıların uyumu, eğitimi ve yaşamı gibi birçok konuyu planlamak üzere Göç Bakanlığı kurmalıdır.

8. Kalkınma Ekonomisi

Türkiye 2023 Hedefleri açıklandığında dünyanın 17. büyük ekonomisiydi, 18. sıraya geriledik. Ancak bu durum başlı başına bir anlam ifade etmiyor. Türkiye’de toplumun sadece %8’i birbirine güveniyor. Güvenin olmadığı yerde iş, iş birliği, birlikte üretim ve paylaşım olmaz. Güven, içsel gelişir veya sistemlerle inşa edilir. Bizim her ikisine de ihtiyacımız var. Dünya Mutluluk Raporuna göre Türkiye 157 ülke arasında 78. sıradadır. İnsanları mutlu olmayan bir ülkenin güzel bir gelecek inşa etmesi zordur. Bu nedenle yaşam şartlarını iyileştirerek insanlarımızın refah, huzur ve mutluluğunu inşa etmeliyiz. OECD İnsani Gelişme Endeksine göre Türkiye 188 ülke arasında 72. sıradadır. Başka birçok kalkınma endeksine baktığımızda iyi sıralarda yer tutamıyoruz, hiçbirisi de 18. sıraya yaklaşmıyor. Büyüme önemli evet ama kalkınma bir toplumun gelişimi için daha önemlidir.

9. Demokrasi

Temel girdisi bilgi olan bir ekonomide Türkiye bilgiye ulaşmada (basın özgürlüğü temelli) 180 ülke arasında 154. sıradadır. Devlet bilgiye ulaşmanın önündeki engelleri kaldırmalı ve özgür düşünce ortamını sağlamalıdır.

Hukukun üstünlüğü ile kalkınma arasında doğrudan ilişki vardır. Hukukun üstünlüğünde 113 ülke arasında 99. sıradayız. Hukukun üstünlüğü yoksa insanlar birbirine ve hukuka güvenmez, ekonomi bundan doğrudan etkilenir. Bu nedenle mahkemeler herhangi bir siyasi parti, cemaat, tarikat, kurum, kuruluş veya şirketin yönetimi altında olmamalıdır. Mahkeme üyeleri de dahil olmak üzere kamuya seçilen tüm bürokratlarda liyakat aranmalıdır. Liyakat olursa herhangi bir grup herhangi bir kuruma sızamaz, ele geçiremez. Adil rekabet olmazsa, insanlar ve şirketler rekabet edemez. Adil rekabet, ilerleme için şarttır.

Türkiye iş kurma kolaylığında 189 ülke arasında 94. sıradadır. Türkiye’de iş kurma kolaylığının sağlanması, marka ve patent tescillerinin kolaylaştırılması kalkınma ve yeni istihdam alanlarının oluşması için önemlidir.

10. Eğitim

Bilgilerin güncelliğini kısa sürede yitirmesi nedeniyle eğitim yaşam boyu hale geliyor. Yeni ekonominin üç temel eğitim alanı yazılım, tasarım ve veri bilimi olacak. Günümüzde dahi iş ilanlarına bakıldığında bu alanlarla ilgili ilanların çokluğu dikkat çekecektir. Türkiye yetenek kıtlığında dünyada 4. sıradadır. Yetenek kıtlığı, iş dünyasının talepleri ile mevcut mezunların yetkinlik ve yeterliliklerinin eşleşmemesi demektir. Türkiye’deki bazı üniversite bölümleri ve eğitimlerinin iş dünyasının talepleri ile bağı zayıftır. Güncel alanlara dair bölümlere önem verilmesi gerekiyor. Yetenek kıtlığı sorununu aşabilmek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı Yetenek Geliştirme Kurumu kurulması gerekiyor. Bu birim, mevcut işsizleri iş dünyasının taleplerine göre eğiterek işe yerleştirecek ve dünya genelinden uygun çalışanların bulunması için tarama yapacaktır.

Yetişecek yeni nesillerin akılcı ve iş ahlakına sahip şekilde yetiştirilmesi gerekiyor. Eğitim reformu ile eğitim müfredatları, öğretim yöntemleri ve öğretmenlik anlayışının değiştirilmesi gerekiyor. Avustralya ve Fin modellerinin incelenmesi, merkezi kitap ve müfredata dayanmayan yaşayarak öğrenme anlayışının yerleştirilmesi faydalı olacaktır. Güncel hayata dair ekonomi, hukuk, sanat gibi konuların eğitim müfredatlarına alınması ile düşünsel yönü güçlü nesiller yetiştirilebilecektir. Eğitim müfredatları ile birlikte eğitim ortamları da değiştirilmelidir. Örneğin, Avustralya’da kodlama derslerinin anaokulundan itibaren zorunlu ders olması ile eğitim ortamları buna göre güncellenmektedir. Finlandiya yeni geçtiği her sistemden sonra sisteme bağlı değişiklikleri de ivedi şekilde yapmaktadır. Obama’nın “oynamakla kalmayın, daha iyisini yazın” çağrısı bizim için de önemlidir.

11. Kapsayıcı Bireyler ve Kurumlar

Kalkınmanın öncüsü ülkeler yönetimsel evre olarak demokratik yönetişim evresine geçmiş bulunuyorlar. Demokratik yönetişim evresinde kimse kurtarıcı beklemiyor; kurumların kararlarına katılıyor, sorumluluk üstleniyor, açıklık ve hesap vermeyi bir sorun olarak görmüyor ve kapsayıcılık inşa ediyor.

Kapsayıcı bireyler, rekabetten ve bilgi paylaşmaktan çekinmeyen, ilerlemesini başkalarının geri kalmasında değil sinerjilerde arayan, yaşam boyu eğitim ve ilerlemeye inanan, insan yetiştiren ve onlara yeni yollar açan bireylerdir.

Kapsayıcı kurumlar, hakların korunduğu, eşit rekabet imkânı sağlayan ancak üreten, araştıran ve sorgulayana pozitif ayrımcılık uygulayan, rekabeti tetikleyen, engelleyici değil, katkı sağlayıcı kurumlardır.

Yeni ekonomide başarı için bireyler, kurumlar, şirketler ve sivil toplum kuruluşları kapsayıcı hale gelmeli.

Makro ölçekte, bilgiye ulaşmanın önünü açan, fikri ve ticari hakları koruyan, hukukun üstünlüğüne dayanan, küresel rekabete açık, sorun çözen, katma değer üreten, insanı ve doğayı koruyan, güven inşa eden, insanların mutluluk ve refahına önem veren, liyakate dayanan bir düşünsel yapının hem devlet hem de vatandaşlar tarafından benimsenmesi gerekiyor.

The following two tabs change content below.
Yönetim Bilişim Sistemleri, Uluslararası Finans ve İktisat bölümleri mezunudur. İktisat Politikası ve Yeni Medya yüksek lisans programlarında tez aşamasındadır. Yeni Ekonomi Derneği’nin kurucu başkanlığını yürütmektedir. Çalışmalarına yeni ekonomi, bilgi sistemleri ve kurumsal sorumluluk üzerine devam etmektedir.

Son Gönderiler: Mustafa Çetinkaya (Tümünü Gör)

YORUM YAPILMADI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir