Her Şey Birbirine Bağlı

Bizi doğru sonuca götürecek bir yol var. Doğru adı koymak ve onu doğru kavramsallaştırmak. Doğru kavramlarla doğru analizleri yapmak. Doğru analizlerden doğru bilgileri üretmek. Doğru bilgilerle doğru sonucu bulmak. İktisat, doğru sonucu bulmak için bize çok sayıda yöntem öneriyor.

Ceteris paribus, yani diğer şartlar sabitken, tüm bilimlerde kullanılan analiz yöntemlerinden biri. Her şeyi sabit tutup, elinizdeki değişkenler arasındaki ilişkiyi sorguluyorsunuz. Elde ettiğiniz sonuç, laboratuvar ortamının ürünü oluyor, gerçek hayatı açıklamakta yetersiz kalıyor. Bu nedenle hep fonksiyonel ilişkicilerden oldum. Bir değişkeni değiştirmek, diğer tüm değişkenlerde az veya çok etki oluşturur. Çorbanın lezzeti her şeyi optimum düzeyde katmaktan geçer, ekonomi de böyledir.

İktisadın diğer bir önemli kavramı da fırsat maliyetidir. Yani, bir şey yapmak istiyorsanız birçok şeyden vazgeçmeniz gerekir. Bu, muhakkak ki zordur ve insanı kolaycılığa iter. Bizim eğitim ve ekonomi sistemimiz gibi. Yönetici, eğitim kalitesini artırma zorluğuna girmek istemez, öğrenci ilerleme zorluğuna girmek istemez, şirketler ise sıfır çalışanı hiç istemez. Arada zahmete katlanan birisi olmayınca iş arayan iş, çalışan arayan çalışan bulamaz.

İktisadın bu iki kavramını alıp hayatın her alanına gönül rahatlığı ile uygulayabilirsiniz. Üstüne de güvenilir ulusal ve uluslararası kuruluşların endekslerini ekleyin. Yani sayıları. Ölçülemeyen şeyi geliştiremezsiniz. Algının istatistikten daha önemli olduğu toplumlarda politika değil popülizm olur. Politika olmazsa ilerleme olmaz. Popülizm olursa kamplaşma olur. Türkiye’nin düştüğü ve bir türlü de çıkamadığı tuzak tam olarak budur.

Politika üretemeyenler, tarihi bir çatışma alanına çeviriyor ve bundan bir şey çıkarmaya çalışıyorlar. Tarih, geçmişle gelecek arasında bir köprüdür, bir intikam ve hesaplaşma aracı değildir. Geçmişte yaşayanlar geleceği kaçırıyor. Ortak geçmiş inşa edemeyen toplumlar ortak gelecek inşa etmeye çalışmalıdır. Aynı şeyleri kısır şekilde tartışarak ilerleme olmaz. Dünya üzerinde bu şekilde ilerlemiş bir toplum örneği de yoktur. Yeni ekonomi çağında dünyanın birçok ülkesi yarışın hararetini artırırken biz enerjimizi boş tartışmalarla heba ediyoruz.

Girişimci olun çağrısı hepimizin kulağına hoş geliyor. Bir fikrin yeşermesi ve filiz bir şirkete dönüşümü için tohum, toprak, iklim, gübre, su lazım. Yaratıcı bir gücünüz yoksa “ol” deyince olmuyor. Batı medeniyetinin yükselişinde iki şey dikkat çekiyor. Birincisi, eski Yunan’dan alınan ilham ve heyecan, ikinci de mevcut ileri medeniyet olan İslam medeniyeti ile temas. Batı, Orta Çağ karanlığından bugünlere üretimini, yüzlerce yıllık süreçlere ve ödenen bedellere borçludur. Biz hiçbir şeyi değiştirmeden büyük şeyler yapabileceğimiz yanılgısı içindeyiz.

Yüksek teknoloji ihracatı ile PISA skorları, demokrasi endeksleri ile mutluluk raporları, insani gelişme ile güven endeksleri çoğu zaman benzer şeyleri söylüyor. PISA’daki başarısızlığımız konuşulurken hukukun üstünlüğündeki başarısızlığımız gündem olmuyorsa hiçbir sonuca varamayız. Çünkü, diğer şartlar sabit değil, ekonomide her şey birbirine bağlı. Özgür düşünce ortamı, hukukun üstünlüğü, demokratik gelişme, güven, mutluluk, kaliteli eğitim varsa ülkenizden çıkan değerli girişimler de muhakkak ki vardır, var olacaktır.

The following two tabs change content below.
Yönetim Bilişim Sistemleri, Uluslararası Finans ve İktisat bölümleri mezunudur. İktisat Politikası ve Yeni Medya yüksek lisans programlarında tez aşamasındadır. Yeni Ekonomi Derneği’nin kurucu başkanlığını yürütmektedir. Çalışmalarına yeni ekonomi, bilgi sistemleri ve kurumsal sorumluluk üzerine devam etmektedir.

Son Gönderiler: Mustafa Çetinkaya (Tümünü Gör)

1 YORUM Leave new

Güzel yazı ve özellikle de şu cümle çok etkileyiciydi. Başarılar dileriz…

Yaratıcı bir gücünüz yoksa “ol” deyince olmuyor…

Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir